BEN AĞLAYIM SEN DUR
BEN AĞLAYIM SEN DUR
Bir hakikat var gözüm kapakları altında,
Akar yaş yanağıma ister inle ister inleme.
Bir hakikat daha var ki, bağrım içinde,
Söyler dururum, ister dinle, ister dinleme.
Bir hayalim var, canlansın geceme, günüme,
İbret olsun yarınıma, mâtem olsun dünüme.
Hep beraber oturup bu kâfiyede dinleyelim,
İster gülelim, ister ise âhu vah ile inleyelim.
*****
- Oğlum, ekin biçilecek yarın tarlada, çabuk olsun elin,
Ben biçeyim, desteyi kaldırın sen, torunlarım ve gelin.
Haa, birde iki deste kem ıslat bağlarız bir yandan bağı,
Çay şeker alın, varsa zeytin, unutmayın çemberlide yağı.
*****
- Baba, yıllar var ki hep aynı hayali görürsün gözlerinde,
Bir hasret var, birde samimiyet var bilirim sözlerinde.
Bu işleri yapmıyoruz, hem de köyden ayrıyız çok zaman,
Ne günlere kaldık baba bir bilsen, aman Allah’ım aman.
Eğerini vurup kır ata düşerdin Çarel’in yoluna,
Omuzunda tırpan, alırdın torununu diğer koluna.
Öperdin torunu, tarlayı ‘bu benim toprağım diye’
Her şeye hasret, bu hallere düştük bilmem niye?
Karşılarda hodakla öküz yok, çobanlara kaldı,
Cegenli de, Kuplar da ekin yok, rüyalara daldı.
Bir birine sırtını yaslamış çayırlar biçilmiyor,
Güğümlerle çay, bakraçlarla çorba içilmiyor.
Yayladan helva, çörek, kuymak kokusu gelmiyor,
Kup’un yamaçda kazma- kürek ak toprağı delmiyor.
Öküz arabasının gıcırtısı mâzinin çok derinine daldı,
Onların yerine herkes modeli çok taze arabalar aldı.
Gece gündüz misafire sofrası açık ağalar, beyler;
Öldüler de; Onlara beğenmiyoruz biz küçük Şeyler.
Küçüldük büyüdükçe, devlete sırtımızı dayayalı beri,
Hâkir gördük büyüklerimizin döktüğü mübârek teri.
Ağla babam, yaylayı terk ettik, Çareller küstü bize,
Kabına sığmayan Sökürük ler bak nasılda geldi dize.
Evlek evlek ekin dolu tarlalar köstebeğe yuva olmuş,
Herkes teselliyi, ‘yeter artık, yoruldum’ da bulmuş.
Sen iyisin babam, hiç olmazsa hayalini kuruyorsun,
Tarlayı, tapanı bizlerden arada birde olsa soruyorsun.
Ya biz, bizler düşünmekten bile utanır sıkılır olduk,
Dağa taşa sığmazdık ya, şimdi beton binalara dolduk.
- Ne dersin oğlum sen yahu, yatıp uyudular mı torunlarım?
- Onlar uykuda, senin hayalin ayık, birde benim feryâdım.
- Bu günümü yaşadım oğlum, gelsin benim mutlu yarınlarım,
- Senin bugünün yarının güzel, benimse ne tuzum var ne tadım.
Tuncay ŞAHİNOĞLU
26 Eylül 2009