TORTUM Kültür ve Tanıtım Portalı, Tortumluların Buluşma Noktası WWW.TORTUMLUM.COM
Icon Anasayfa > Makaleler & Şiirler > Makaleler > TÜRK VE PÂKİSTAN KARDEŞLİĞİ
Icon Köylerimiz
Köylerimiz İçin Tıklayın
Köylerimiz için Tıklayın
Tortum Aksu Cağ Kebap
Icon Davetiye Gönder
Köylerimiz İçin Tıklayın
Icon Videolar
Köylerimiz İçin Tıklayın
Icon Anlık İleti
İsim
Mesaj
Smile
Icon Takvim
Eylül 2010
P S Ç P C C P
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30
Icon Arama

TÜRK VE PÂKİSTAN KARDEŞLİĞİ
Tarih 13/03/2010 22:26  Yazar Tuncay ŞAHİNOĞLU  Hitler 130  Dil Varsayılan
   

                                       TÜRK VE PÂKİSTAN KARDEŞLİĞİ

 

 

       Yer yüzünde yaşam sürdüren insanlık çeşitli ırk, dil ve dinlere mensup yaşıyorlar. Bu dinlerin içerisinde en zor yaşanılanı Müslümanlıktır. Aslında Müslümanlık vecibeler açısından zor değildir, zor olanı çeşitli inanışlara sahip toplumların Müslümanlarla ilgili kurmuş oldukları tuzaklara Müslümanların da düşmeleri ve acı bir gerçekle bu tuzakları da kendi içimizde bir birimize sinsince uygulama hastalığının var olmasıdır.

        Yukarıda bahsini ettiğim bu tuzak ve hilelere en çok Türk ve Pakistan milletleri maruz kalmıştır. Bizlerden gibi gözüküp aslında bizlerle hiç alakası olmayan bir sürü gazeteci kılıklı, sözde yazar kılıklı, sözde aydın olduğunu sanan kılıksız köstebeklerin sinsice yazı, söz ve eylemlerinin bizlere kendi kültürümüz ve yaşayışımız gibi lanse etmeleri ve bizlerin de bunlara bilerek veya bilmeyerek, maddi ve mânevi desteklerimiz yüzünden neler çektiğimizi bile göremez hale gelmiş durumdayız. ‘Bana değmeyen yılan bin yaşasın’ Yahudi sözünü, ‘Ne Şam ın şekeri, nede arabın pis yüzü’ gibi müslümanı bir birine hor gösteren ne idiğü belirsiz kişilerin sözleriyle bile kendimizi avutur hale gelmişiz. ‘Bana değmeyen yılan bin yaşasın’ demiş ama, bunu sadece bizleri uyutmak için demiş, kendisi hiç öyle değil. Bügün Dünya da yaşanan her türlü terör, her türlü kirli işin altından inanın ve az araştırın işte yukarıda bahsini ettiğim o millet çıkar, çıkmalıdır da çünkü; Allah (C.C.) onların öyle olduğunu bize bildiriyor. İslâmı az çok bilen ve yaşayan insanlar dinimizde namazın ne denli önemli olduğunu bilir. Bizde namaz ne kadar önemli ise o milletin de daha önemli bir inanışı vardır. Bir Yahudi nin hayatı ve rahatını sağlamak için bütün insanlığın kanı helaldir. Böyle bir düşünce bütün Müslümanlara çok pahalıya mal olmuştur ama, ne acıdır, ne kadar acıdır ki, biz hala 1924 de bir buçuk milyon Yahudi nin ülkemizin nerelerine yerleştirildiğini ve bugün kimler olduğunu hala bilmiyoruz, bilmeye de hiç niyetimiz yok. ‘Bana değmeyen yılan bin yaşasın’ demiştik ya. Bütün bunlara rağmen yinede iyimser olmaya çalışıyoruz, öylede teselli olmak gerekiyor sanırım. Tarihten bir kardeşlik örneği anlatmak istiyorum. Tarihi kardeşlik örneğini sergilemeden önce çok yakın tarih de cereyan eden küçük bir olay daha paylaşmak istiyorum.

        1982 li yıllarda Pâkistan devlet başkanı Ziya-Ülhâk Türkiye ye gelmek ister. Malum, devletler arasındaki bu gibi görüşmelerde ve ziyaretlerde aylar önce ikili ilişkiler kurulur ve randevular alınır, sonra da olağan üstü güvenlikle ziyaret gerçekleşir. Ancak, Ziya-Ülhâk bir gün sabah kalkar ve uçağının hazırlanmasını ister. ‘Ne için’ diye sorulduğunda ‘Türkiye ye gideceğim’ der. Devlet erkanı ‘Efendim, böyle bir ziyaret için herhangi bir hazırlık yok, kaldı ki Türkiye’nin de böyle bir ziyaretten haberi yoktur’ dediklerinde cevap şudur: ‘İnsan kardeşinin evine giderken haber vermez, çıkar gider.’ İşte böyle bir müslüman devlet liderinin başına neler geldiğini biliyoruz, bildiğimiz halde uyumaya devam. Gelelim tarihi kardeşlik örneğine.

       Yıl 1914, 1915 ve devamı yıllar, Osmanlı Türk’ün kara yılları. Yedi mel ûn cephede aç susuz milyonlarca vatan evladı savaş veriyor. Biraz evvel bahsettiğim içimizdeki mahlûk-u rezillerin sayesinde. 2.Abdülhamid’i tahttan indirerek bu emellerine ulaştılar ve uygulama ortada. Aç, sefil bir vaziyette kan, göz yaşı ve savaş. O günlerde Pâkistan’ın gerçek aydınları bir yardım kampanyası düzenler. Bunun için çeşitli yerlerde çeşitli bağış yoluyla yardım toplayıp Osmanlı askerine ulaştırmak çabası içindeler. Bunlardan birisi de Pakistan’ın Lahor kentinde bir konferanstır. Binlerce insan meydana toplanmış konferansa katılanların hararetli konuşmalarını dinliyorlar. Konuşmacıların içerisinde birisi var ki, Dr. Muhammed İkbâl. Kendisi şâir ve hatip aynı zamanda. Şöyle söylersek daha iyi tanırız O’nu. Bizde İstiklâl Şâiri Mehmed Âkif neyse, Pâkistan’ dada Muhammed İkbâl işte odur. Herkes konuştuktan sonra en son kürsüye O çıkar. Anlatır kalbi buruk insanlara bir şeyler Kürsüden ineceği zaman göz yaşları içerisinde son cümlelerini şöyle anlatır.

        ‘Cemaat, dün gece gözlerime hafif bir gaflet geldi. O esnada melekler ruhumu İki Cihan Güneşi Peygamberimiz’in (S.A.V.) huzuruna çıkardılar. Gülümseyerek, ‘İkbâl bana ne getirdin?’ diye sordu. Bense iki büklüm mahcup bir halde elimdeki içi kan dolu bir şişeyi kendisine takdim ederek şöyle söyledim. ‘Ya Resulallah, Size laik bir şey getiremedim ama, öyle bir şey getirdim ki, bu hiçbir yerde yoktur. Bu Çanakkale ve diğer cephelerde dinimiz ve vatan için can veren Müslüman Türk askerlerinin kanıdır buyur Ya Resulallah’ diyerek kendisine takdim ettim’ der ve kürsüden iner. Tarihçilerin anlattığına göre bu konuşmanın ardından meydandaki insanların göz yaşları adeta sel oldu. Kimin nesi varsa orada bırakıp gitti. Parası ve başka vereceği olmayan bir çok Pâkistan lı elbiselerini çıkarıp orada bıraktılar ve evlerine iç çamaşırlarıyla döndüler.

       Bizde olduğu gibi Pâkistan’ın da içinde çeşitli çirkin entrika çevirenler var. Allah (C.C.) bütün Müslüman âlemine uyanıklık, basiret ve ferâset versin.

 

 

 

 

 

                                                                        Tuncay ŞAHİNOĞLU

                                    
Yorum Yok.
TORTUM ©  2010 Tortumluların Buluşma Noktası TORTUMLUM.COM

Yazılım : MemHT Portal Türkçe Çeviri : MemHT Portal Türkiye