HASRET GİTTİ
Dedeler radyodan ajansları dinlerdi,
Nineler hoş muhabbete hasret gitti.
Ah komşum hasta yatağında inlerdi,
Çiftliğin Nisan güneşine hasret gitti.
*****
Tahtın düzünde sayısız, koyun yayılırdı,
Top taşından yaylaya keş ler sayılırdı.
Bu manzaraya insan gönlü bayılırdı,
Çobanlar da kıblenin sırta hasret gitti.
*****
Bir hoş melodiydi çekiçle örsün sesi,
Uzaktan duyulur tırpanın sert nefesi,
Ot kokardı biçenlerin yırtılmış fesi,
Onlarda köşeli bir şapkaya hasret gitti.
*****
Tarla biçerdi gün boyu akşama kadar,
Bir elinde orak, diğerine diken batar,
O güzeller çok yorgun, uykuda yatar,
Onlarda bir sıcak sevgiye hasret gitti.
*****
Kışlık yiyeceğe verilirdi nice emek,
Boşuna uğraşmışlar analarım demek.
Güveçlerde pişerdi her çeşit yemek,
Onlarda düdüklü tencereye hasret gitti.
*****
Harmanlar ekinle süslüydü yığın yığın,
Gök kubbeyi tutardı tozu savrulan tığın.
Başımızdan ayağımıza dolardı mığın,
Hey gidi ekinler kara patosa hasret gitti.
*****
Sağlam irâdeli nesil yetiştirmekti gâye,
O büyüklerden alabildik mi biraz pâye?
Nineler anlatırdı masalla karışık hikâye,
Onlarda uyduruk dizilere hasret gitti.
Kızlar kovayla çeşmeden durmaz su taşır,
Taşlı Çayda yıkardılar her hafta çamaşır,
O günleri görenler, şimdi bakta şaşır,
Hepsi bin devirli makine ye hasret gitti.
*****
Yeşil kokan ince tepeler Karşıların kaşı,
Öğlende hodaklarla dolar gözelerin başı,
Oynardık coşkuyla çelik oyunu, bezir taşı,
Hodaklar da futbol topuna hasret gitti.
*****
Göğe savrulan ince tütündeydi bütün âhı,
Anlatırdı hikâye; ‘Han Sarayı, Acem şâhı.’
Orta mahallenin gülüydü bizim Rasim dayı,
Velâkin iki göz ile bir nûra hasret gitti.
*****
Dam üstünde yıllarca ezân okumuş Hacı Hoca,
Taş duvarlar içinde yaşamış karı ile koca.
Mîsk-i amber gibi yeşil kokan toprak baca,
Güneşte parlayan sac çatılara hasret gitti.
*****
Gözlerim bulanık bakar, kısıktır nefesim,
Söylerim bağırarak amma duyulmaz sesim.
Göz yaşımla türkü söylemekti tüm hevesim.
Nağmelerimde bir kırık saza hasret gitti.
*****
Tuncay ŞAHİNOĞLU
24.05.2008